92406 kayıt bulundu.
1. pek çok ve ucuz
2. pek çok yapılan, pek çok olan
1. Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.
1. Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.
1. isim , isim , isim , isim , Binici olma durumu
1. Artık köy ağaları, çocuğun biniciliğini kahve tartışmalarının başlıca konuları arasına koydular.
1. Artık köy ağaları, çocuğun biniciliğini kahve tartışmalarının başlıca konuları arasına koydular.
2. Ata binilerek yapılan spor
1. `uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur` anlamında kullanılan bir söz
2. `işini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez` anlamında kullanılan bir söz
1. -e , -e , -e , -e , Binme işi yapılmak
1. Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir.
1. Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir.
1. şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , çok düşünceli görünen birine `aldırma!` anlamında kullanılan bir söz
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bin sayısının sıra sıfatı, sırada dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen
1. isim , isim , isim , isim , Binme işi
1. Bütün kabahat vapura biletsiz olarak binişimde ise bunun sebebini herkes çoktan öğrenmiş olmak lazım gelir.
1. Bütün kabahat vapura biletsiz olarak binişimde ise bunun sebebini herkes çoktan öğrenmiş olmak lazım gelir.
2. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe
3. tarih , tarih , tarih , tarih , Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe
4. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Atlı alay
5. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Atlı alayda giyilen giysi
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak
2. Kas kirişleri birbiri üstüne binmek
3. Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Binilecek taşıt veya hayvan
1. Tavla tavla şahbaz atlarım sana binit olsun.
1. Tavla tavla şahbaz atlarım sana binit olsun.
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde
1. Ölümün bu izdivaçtan binkat hayırlı olduğunu söylüyordu.
1. Ölümün bu izdivaçtan binkat hayırlı olduğunu söylüyordu.
Telaffuz : bi'nkat
on binlerce, yüz binlerce
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pek çok, çok sayıda
1. Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?
1. Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?
beş binlik, elli binlik, on binlik, yirmi binlik, yüz binlik
1. isim , isim , isim , isim , Bin birimden oluşan para
2. Yaklaşık üç litrelik büyük şişe
3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bin tanesi bir arada olan
1. isim , isim , isim , isim , Binmek işi
1. Önünde bel verip binicisinin binmesini kolaylaştırırdı.
1. Önünde bel verip binicisinin binmesini kolaylaştırırdı.
indibindi
1. -e , -e , -e , -e , Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
1. Belki de atlara binerek dolaşırız.
1. Belki de atlara binerek dolaşırız.
2. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak
1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.
1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.
3. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
4. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak
1. Damar damara binmiş.
1. Damar damara binmiş.
5. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Fiyat artmak
1. Pamuklulara yüzde on bindi.
1. Pamuklulara yüzde on bindi.
6. Eklenmek, katılmak
1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.
1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.
1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Sonuçta
1. Binnetice hiçbir iş yapamadan dönerdi.
1. Binnetice hiçbir iş yapamadan dönerdi.
Lisan : Arapça bi'n-netīce
Telaffuz : bi'nneti:ce
1. isim , isim , isim , isim , Bin yılı içine alan zaman dilimi, milenyum
Telaffuz : bi'nyıl
1. sıfat , sıfat , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Pervasız
Lisan : Farsça bīpervā
Telaffuz : bi:perva:
bir ağızdan, bir alay, bir âlem, bir an, bir anlamda, bir anlık, bir ara, bir aralık, bir araba, bir arada, bir atımlık, bir avuç, bir ayak evvel, bir ayak önce, biraz, bir bakıma, bir başına, bir başkası, bir bir, bir boy, bir çenekliler, bir çenetli, bir çırpıda, bir çift, bir çuval dolusu, bir daha, bir damla, bir defa, bir defacık, bir derece, bir diğeri, bir dikişte, bir dirhem, bir dizi, bir dolu, bir düzine, bir düziye, bir evcikli, bir gıdım, bir gözeli, bir gün evvel, bir gün önce, bir güzel, bir hamlede, bir hayli, bir hoş, bir hücreli, bir iki, birkaç, bir kalem, bir karar, bir karış, bir kere, bir koşu, bir küme, bir lahza, bir lokma, bir milyonluk, bir müddet, bir nebze, bir nefes, bir nevi, bir nice, bir numara, bir ölçüde, bir örnek, bir paralık, bir parça, bir parmak, bir sıra, bir solukta, bir süre, bir sürü, bir tabur, bir tahtada, birtakım, bir tane, bir temiz, bir terimli, bir tomar, bir tuhaf, bir tutam, bir türlü, bir vakitler, bir yana, bir yanda, bir yandan, bir yığın, bir yol, bir yudum, bir zahmet, bir zaman, birdenbire, birdirbir, birebir, bire bir, bire bir eşleme, ağzı bir, arada bir, ayda yılda bir, beş bir, binbir, binde bir, bire bir, daha bir, dört bir, elde bir, ellibir, hangi bir, hep bir ağızdan, her bir, herhangi bir, hiçbir, iki bir, ikide bir, kapı bir komşu, kırkyılda bir, nisan bir, nisan bir şakası, onbiraylık, şöyle bir, üç bir, yirmibir, ikide birde, başka biri, hiçbiri
1. isim , isim , isim , isim , Sayıların ilki
2. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı
3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aynı, benzer
1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz
1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz
4. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Beraber
1. Hep biriz, ayrılmayız.
1. Hep biriz, ayrılmayız.
5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu sayı kadar olan
1. Bir kalem.
1. Bir kalem.
6. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı)
1. Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu.
1. Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu.
7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tek
1. Allah tektir ve birdir, amenna!
1. Allah tektir ve birdir, amenna!
8. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Eş, aynı, bir boyda
1. Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız.
1. Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız.
9. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek
1. Bizim kesemiz birdir.
1. Bizim kesemiz birdir.
10. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer
11. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir kez
1. Bir ona, bir sana, bir de bana baktı.
1. Bir ona, bir sana, bir de bana baktı.
12. zarf , zarf , zarf , zarf , Sadece
1. Her şey bitti, bir bu kaldı.
1. Her şey bitti, bir bu kaldı.
13. zarf , zarf , zarf , zarf , Ancak, yalnız
1. Bunu bir sen yapabilirsin.
1. Bunu bir sen yapabilirsin.